“Nasıl ama yakaldık sizi öyle sopa gibi önünüzde dimdik gezerseniz böyle köpek balıkları saldırır işte” deyip ellerinde tuttukları yarrakları bırakmadan “hadi gelin bakalım şimdi, elimizdesiniz”

deyip havuzun derin olmayan yerine doğru çekiştirdiler adamları. Havuzun yan kenarına yerleştirilmiş olan merdivene geldiklerinde Nil önde Altan beyi, Nur da arkalarında Allan’ı çekiştiriyordu. Karım arkasına bile bakmadan sol eli patronumun önündeki yarrağı sıkıca kavramış bir şekilde basamakları çıkmaya başladı. Altan Bey hem gülüyor hem de basamakları hızla çıkan Nil’in sikini çekiştirmesi yüzünden komik bir şekilde hareket ederek onu takip etmeye çalışıyordu. Karım kahkahalar atıyor, ıslıklar çalıyor, zafer işaretleri yapıyordu. Görüntü gerçekten çok eğlenceli idi. Sanki havuzda iki büyük balık yakalamışlar onları karaya çekiyorlardı. Allan’la ben de bu manzarayı gülerek seyrediyorduk. Dördüde havuzun kenarına çıkınca kızlar işi iyice şamataya vurup ellerinde sıkıca tuttuklkarı aletleri bırakmadan koşmaya başladılar.

’’Hadi bakalım sert çocuklar, görelim ne kadar sertsiniz, hahahahah”

diye bastı kahkahayı
beylikdüzü eve gelen escort Nil, kendi önde ve Altan bey arkasında havuzun etrafında koşmaya başladılar. Tabiki Nur’da kendisini takip ederek Allan’ı çekiştiriyordu. Zavallı adamlar canları yandığından yalpalaya yalpalaya kızların arkasından sürükleniyorlardı. Nil önde Nur arkada neşeli bir şekilde koşar adımlarla havuzun çevresini turlayıp yanımıza kadar geldiler. Hepimiz çok eğleniyorduk. Karımın şeytanca oyunu ortalığı kahkahadan kırıp geçirmişti.

’’Sizi gidi üçkağıtçılar siziiii…şike yapıp bizi yıldırmaya çalıştınız değil mi ? Hııııımmm, görelim bakalım ne kadar sertsiniz. Kalkın bakayım sizde ayağa, dizilin şöyle yan yana …’’

diyerek ard arda komutlar veriyordu Nil. Sonunda ikisi önümüzde yanyana diz çökerek oturdular ve bizler de çevrelerinde yarım bir daire oluşturup yan yana dizildik. Anlaşılan kızlar, saatler geçmesine rağmen hala dimdik olan yarraklarımıza ciddi bir şekilde dayanıklılık testi uygulayacaklardı. John ve Altan Bey karımın önüne isabet eden bir yerde duruyorlardı, Allan ve bense Nur’un önündeydik.

“Hadi bakalım kim önce boşalacak görelim, beylikdüzü escort bayan heheheh” diye gevrek gevrek güldü Nur.”Evet önce boşalana ödül vereceğiz ona göre” diye tamamladı Nil

Vakit kaybetmeden birer elleriyle kavradıkları beylikdüzü escort
yarraklarımızı sırayla ağızlarına sokup çıkarmaya başladılar. Birimizin siki ağızlarında iken diğerinide avuçlarıyla pompalamaya devam ederiyorlar adeta bir mastürbatör görevi yapıyorlardı. Biz de keyfili bir şaşkınlık içerisinde biribirimize bakıp

“Nooldu bunlara yaaaawww, demin yorgunluktan bittik, yeter artık diyorlardı”

gibi yorumlarla biribirimize sorup duruyorduk. Artık yaptığımız şikenin saklanır bir tarafı kalmamıştı. Olay apaçık meydandaydı. Neredeyse 3 saattir devamlı aletlerimiz dimdik tuttuğumuzu beceriyorduk. Şu şansa bak dedim kendi kendime, eşleşme anında baldızımın önüne düşmüştüm, karımın bana fena halde kızacğını sanırken bu tamamen sürpriz olmuştu bana. Ama yine aynı heyecanı duymaya başlamıştım, karnımda kelebekler uçuşuyor, kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Nur’un etli dudakları kaya gibi sertleşmiş olan sikimi sardığı zaman, hafifçe ”ohhhh!!!” diye inlememe sebep olmuştu. Gözlerim yarı kapalı, kendimden geçer gibiydim. Hırsla ağzına sokup çıkartırken dibinden sıkıca kavramış, başını iyice şişirmişti yarrağımın. Sanki somuruyordu yarrağımı, tüm hıncını ondan çıkartmak ister gibiydi. Homurtulu bir şekilde haşince hareket ettiriyordu başını ileri geri. Bir ara gözlerimi açıp başını öne eğdim ve bana içinde şimşekler çakarak bakan o badem gözleri yakaladım. Kızgınlıkla şehvet karışımı müstehzi bir ifade vardı yüzünde, bende ona küçük bir gülümseme ile karşılık verdim. Allan hayretle bizi seyrediyordu, ama Nur’un diğer eli aynı anda onun yarrağını öyle sıkı bir şekilde pompalıyordu ki zavallının gözleri Garfield gibi yarı baygın bakıyordu. Yan tarafımızda da durum farklı değildi. Karımda Altan beyden hırsını almaya çalışıyor, onun siki ağzında iken kafasını yukarı kaldırmış gözlerini ona dikmişti. Bir ara göz göze geldiklerini hissettim ki tam o anda Nil adamın yarrağına dişlerini geçiriverdi.

“Ahhh….. heeeyyy ne yapıyorsun, koparacaksın yahu, daha lazım o bana, lütfen kibar davran yarrağıma”

diyerek güldü Altan bey. Bizlerde katılmıştık bu gülümseme dalgasına. Karım diğer eliylede John’un sünnetsiz sikini hızla pompalıyordu. İşte sünnet derisinin tek işe yaradığı yerde bu olmalıydı. Masturbasyon esnasında baş kısmınıda içine alacak şekilde uzadığı için daha etkili bir sürtünme oluşturuyor, baş kısmının altında toplanan tüm sinir uçlarını yumuşak bir dokunuşla uyarıyordu. Bu uyarılma işlemi tüm hızıyla yer değiştirerek dakikalarca devam etti. Nur ve Nil Bazen aynı anda iki aleti birden ağızlarına almaya çalışıyorlardı, ortaya çıkan komik manzaraya da hep berber gülüyorduk. Kızların ağızlarında tükürük kalmamış çeneleri artık ağrımaya başlamıştı oral seks yapmaktan. Yarım saate yakın bir zaman geçmişti ki karım ve baldızım, önümüzdeki yarrakları dizleri üzerinde durarak uyarmaya çalışıyorlardı. Sancıyan dizkapaklarını birer bier değiştirip çökme pozisyonunda dinlendiriyorlardı. Bizlerde hala boşalma sinyali veren yoktu. Sikim, üzerinde uygulanan basınç ve sürtünmeden artık mosmor olmuştu, iyice şişmiş, sancımaya başlamıştı. Baş kısmını kaplayan deri zar kadar ince olduğundan tahriş olmaya başlamış canımı yakıyordu. Kendimi geriye çekmeye, baldızımın elinden kurtulmaya çabalıyordum. Aslında durum hepimiz için aynıydı. Acı ifadesi kaplamıştı yüzlerimizi, “ahhhh..lar ufff..” lar arasında kıvranmaya başlamıştık. Kızlar bu halimizi görünce

“yaaaa…hadi bakalım VIAGRACILAR, noooldu, sizeee. İyi oluyor diimi böyle, hehehe…”

diye bizimle dalga geçmeye devam ettiler. Nur’da karım gibi, avuçlarının içindeki yarrakları iyice sıkıyor adeta intikam alıyordu. Yüzlerimiz kıpkırmızı olmuştu, zorlanmaktan ense köküme kramp girmek üzereydi nerdeyse. Hala hiçbirimiz yiğitliğe leke sürdürmemiş, kaçmaya yeltenmeyip, bir ümit orgazm olalım diye içimizden dua ediyorduk. Ama çöllerin yağmur duası ne kadar kabul olursa bizimkilerde aynı durumdaydı. Altan Bey sonuda

“Kızlar biz ettik siz etmeyin, noolur acıyın bize”

deyince karım ve Nur biribirlerine bakarak aynı anda ”HAVUUUZ!!!” diye bağırdılar. Biz daha ne olduğunu anlayamadan, ikiside ayağa kalkıp ellerini yarraklarımızdan ayırmadan, hatta daha da sıkıca kavrayarak, bizi kenarında bulunduğumuz havuza doğru çekiştirmeye başladılar. Sonrada bizi savunmasız bir şekilde yakalanmış olduğumuzdan kolayca havuzun serin sularına savurdular. Bu onların intikamıydı. Çok keyif almışlar, iki büklüm olmuş katıla katıla gülüyorlar halimizle alay ediyorlardı. Bu kahkaha fırtınasına suyun üzerine çıktığımızda bizde katılıdık. Aslında masturbasyondan birer kor demir haline gelmiş yarraklarımız için bu suya atılma olayı iyide gelmişti yani. Vücut hararetlerimizde oldukça yüksek olduğundan nerdeyse dumanlar çıkıyordu üzerimizden. Biraz dalıp çıkarak iyice serinlemiş ve rahatlatmıştık kendimizi. Kızlar gecenin ilerleyen saatinde hava serinlediği için havuzdan çıkarken üşümeyelim diye bize havlular getirmişlerdi.

Teker teker bu havlulalara dolanıp kurulandık. Havuzlu avluya bakan salonun ortasında alçak bir platformda yer alan şömineli bölüme geçip birer içki almak fikri hepimizce benimsenmişti. Geniş krem rengi koltuklardan oluşan oturma grubu çevreliyordu üç bir yanını şöminenin. Üzerlerinde son derece yumuşak kocaman yastıklar da vardı. Yan gelip dinlenmek için ideal bir mekândı burası ve gecenin bu saatinde çok iyi gelmişti bize. Hepimiz kendimize uygun bir yer seçtik uzanmak için, karım ve Altan bey de buz dolabindan içki almak üzere birlikte mutfak bölümüne geçtiler. Serin su kan dolaşımımızı normale döndürmüştü.

Şöminede hafif çıtırtılarla yanan odunların sesi ve çıkardığı mis gibi koku da mestetmişti bizi. İçimiz geçiyordu koltukların üzerinde kaykıldıkça, kabuğuna çekilen kaplumbağalara benziyorduk.John ve Allan Nur’u aralarına almışlar ikisininde kafaları kızın birer omuzunda gözleri yarı kapalı sanki uyumak için annesinden ninni bekleyen çocuklar gibiydiler. Bende hemen karşılarındaki koltukta uzanmış onları seyrediyordum. Nur ellerini iki yanında yatan misafirlerin göğsüne uzatmış kıllarıyla oynuyordu. O hala çırılçıplaktı, pardon üzerinde aşk elbisesi vardı sadece ve bu da ona çok yakışıyordu.

Karım ve Altan Bey ellerinde birer tepsi ile geri döndüler birazdan. Tepsilerde iyice soğutulmuş koca bir şişe Dom Perignon şampanya, bardaklar ve egzotik meyvelerden oluşan dev bir tabak vardı. Sevinç nidaları ve alkışlarla karşıladık onları. Birden iştahımız kabarmıştı meyveleri görünce. Muzlar, Ananas, Kivi, Mango gibi tropikal meyveler ağzımızın suyunu akıtmıştı. Dom Perignona

“İşte damarlarımızda akan kanın ihtiyacı asil güç geldi” diye patlattım espriyi.

“Evet, dostlar, iyiki varsınız, en kötü günümüz böyle olsun”

diyerek kaldırdı kadehini Altan bey ve hepimiz ona karşılık vererek kadehleri kafamıza diktik. Farkında olmadan acayip susamıştık ve şampanyanın o mis kokulu köpüklü tadı ağzımızda yeni bir ferahlık estirmişti. Nil hemen dev tabağın içindeki meyveleri birer birer dağıtmaya başladı hepimize. O da hala çırılçıplaktı ve sanki giyinikmiş kadar da rahattı üstelik. Sehpaya eğildiğinde memeleri minik birer kavun gibi sallanıyor, kalçaları ise odun ateşinin vurmasıyla pembe pembe görünüyordu. Saçları ensesinde toplanmıştı bir tokayla. Hepimize ikram ettiği meyvelerle şakalar yapmaktanda geri kalmıyordu. Örneğin Nur’a uzattığı muzu ağzına oral seks yapıyormuş gibi sokmak, kivileri göğüslerinin üzerine yerleştirip oradan kaydırıp sunmak gibi.

Şampanya ise gecenin en mükemmel sürprizi gibi gözüküyordu şu anda. Kalitesinden dolayı kolayca yudumlanıyor, hızla tüketiliyordu. Meyveler kan şekerimizi yükseltmiş, yorgun bedenlerimize yeniden enerji katmıştı. Şöminenin karşısında Roma imparatorluğu zamanında resmedilen sefahat âlemlerini andıran bir topluluk olmuştuk. Adeta balık istifi, vücutlarımız temas halinde uzanmış bir elinde meyve diğer elinde de şampanya kadehi olan, çıplak insanlar kümesi oluşturmuştuk. Artık iyice rahatlamış salonun dayanılmaz erotik ambiyansı içerisinde kendimizden geçmiştik. Koca şampanya şişesi elden ele dolaşıyordu, sonunda şişeden içmeye başlamıştık. Ağır olduğu için bir diğer kişi şişenin altından kaldırararak yardımcı oluyordu içmeye.

Şakalar peşi şıra geliyor kahkalar tekrar yükselmeye başlıyordu. John derin bir solukta kafasında diktiği şampanya şişesinden irice bir yudum içtikten sonra, dizleri üzerinde kalkıp şişeyi sallamaya başladı. Ne yapacağını hepimiz anlamıştık. Formula 1 podyum seremonisindeki şampanya savaşını buraya taşımaktı niyeti sanırım. Şişeyi kime doğru çevirse çığlığı basıyor, kolları ile yüzünü saklamaya çalışıyordu. Bir kaç sahte denemeden sonra Nur’da karar kılmıştı. “ayyyyy,,,hayııııırr..yapma..” diye çığlığı atıp kollarını şişeye doğru uzatmış engellemeye çalışıyordu.John ise iyice köpürttüğü şampanya şişesini yangın söndürme tüpü gibi Nur’un vücuduna boşalttı. Fışkıran şampanya, Nur’un iri memelerinin üzerine, göbeğine ve bacak arasına büyük bir tazyikle çarpıyordu. Baldız sırılsıklam olmuştu. Allan da attı kendini fışkıran bu şampanya selinin altına, kafasını sokuyor, ağzını denk getirerek içmeye çalışıyordu kana kana.

Daha sonra karım Nil’e döndü şişenin ucu. Nil’de çığlıklar arasında kendini korumaya çalıştı ama şişeyi sağa sola sallıyarak püskürttüğü için John her seferinde istediği noktayı hedef alabiliyordu. Aynı baldız gibi karımda şampanya ile sırılsıklam olmuştu. Altan Bey bir anda Nil’in ayak bileklerinden yakalayıp bacaklarını geriye doğru havalandırırken aynı zamanda iki yana doğru iyice ayırdı. Karım iki büklüm geriye devrilmiş bacakları iyice ayrıldığı için amcığı tabak gibi ortaya çıkmıştı. John hedefi hemen algılayıp şişeyi iyice çalkaladı ve karımın amcığına oldukça yakın bir yerden şampanya ile doldurdu. Nil’in amından içeri köpürerek doluyor ve seller halinde dışarı taşıyordu şampanya. Kalçaların arasından süzülüp gidiyor, erotik bir süs çeşmesini andırıyordu karım. Allan ve ben de çekiştirirerek Nur’u karımın yanına taşıyıp onuda çığlıklar arasında bu şampanya banyosuna dâhil ettik. Kızlar şimdi saçlarının telinden tırnak uçlarına kadar şampanya ile yıkanmışlardı, vücutları şömine ateşinde parıl parıl parlıyordu.

Benim aklıma bir fikir gelmişti. Daha önce Nil’le uygulamak istediğim erotik bir resim çalışmasından aklıma gelmişti. Kızları ayak tabanları birbirine yapışık şekilde sırtüstü yere yatıracaktık. Bunun için önce yere minderlerden yüksekçe bir yatak yaptık. Sonra kızları üzerine yerleştirdik. İnce ince dilimlediğimiz meyvaları karım ve baldızımın vücutları üzerine ihtimamla yerleştirmeye başladık. Bir sanat eseri meydana getiremeyecektik ama ellerimiz heyacanla titreyerek yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyorduk. Meyveleri vücutlarının üzerine yerleştirirken çok gıdıklanıyorlar, kıkır kıkır gülüyorlardı. Aslında hepimiz iyice sarhoş olmuştuk ve de çok eğleniyorduk. Yuvarlak ananas dilimlerinin ortasını uçları dışarı cıkacak şekilde yerleştirdik memelerinin üzerlerine. Kivileride geniş dilimlerle kesip mangolarla birlikte çeşitli yerlere dağıttık. Venüs tepesine, göbek çukuruna, karın boşluklarına. Muzları ise yarım boy yapıp amcık dudaklarının arasına sıkıştırıyorduk. Bacakları da ihmal etmedik tabii. Altan Bey mutfaktan iki şişe sos getirmişti. Biri çikolata diğeride krema. Bunlarla da meyve aralarına şekilli süsler yapıp eserimize son şeklini verdik. Karşımızda ağzımızın suları akarak yemeğe hazırlandığımız canlı birer meyve tabağı vardı.

Aç kurtlar gibi atıldık kızların üzerlerine. Altan Bey yine karımın yanına geçmiş, John’da diğer yanındaydı, ben ve Allan ise baldızın iki tarafına yerleşmiştik. Bir anda hücum ettik bu harika meyve sepetine. Kimimiz ayaklardan başlayıp parmaklarını tek tek emiyor, kimimizde boyun kısmıdaki sosları dilimizin ucuyla yalıyorduk. Bense baldızın memelerinden gözümü ayıramadığım için önce oraya saldırdım. Ananas dilimlerini büyük bir iştahla yiyip, meme uçlarını deliler gibi emmeye başladım. Altan Bey Nil’in amcığından yükselen muzu bir hamlede yutmuş, altındaki çikolata sosunu da seri dil darbeleriyle temizlemeye çalışıyordu. Allan Nur’un, John’da karımın göbek çukurlarının içine yerleştirilmiş olan meyveleri ve çevrelerindeki çikolata krema karışımı sosları büyük bir dikkatle temizliyorlardı.

Kızlar üzerlerinde gezinen eller, dudaklar ve öldürücü dil darbeleriyle kendilerinden geçiyor zevkten titriyorlardı. Yarım saat içinde dev meyve tabağımızın üzerindeki her şeyi silip süpürmüştük. Sos çıplak tenlerine yer yer yapışmış, kurumuş ve lekeler bırakmıştı. Şişede kalan şampanyayı dikkatli bir şekilde yeniden kızların vücutlarına boca edip ellerimizle bir güzel temizledik. Arada bir kafaya da dikiyor özellikle kızların kendilerini daha iyi hissetmeleri için elimizden geleni yapıyorduk. Bu erotik meyve sunumu sırasında inanılmaz dercede tahrik olmuştuk. Hepimizin önündeki şişlik yeniden belirmiş, karım ve baldızım da arzulu öpücüklerle bize cevap vermeye başlamışlardı.

Saat gece yarısını geçeli epey olmuştu ama kimsenin enerjisinden en ufak bir eksilme yoktu henüz. Altan beyin aklına şeytanca bir oyun gelmişti. Yatak odasından iki adet eşarp geldi.

“Bunlarla kızların gözlerini bağlayacak ve bir oral teste tabii tutacağız. Dördümüz sırayla her birininin önüde dizilip yarraklarımızı ağzlarına sokacağız. Kızların doğru tahminleri diğeri ile bildikleri ise kendileri ile aynı anda ilişkiye girecek. Doğru tahminlerde eşitlik olursa erkekler kendi aralarında çöp çekerek beğendikleri kızı seçecekler. Sevişmeye biraz daha heyecan katabilmek için kızların gözlerinin bağlı kalamasını öneriyorum. Kabul edenler”

diye bir solukta anlattı herşeyi, tüm erkekler anında kabul ettiler tabiki, Nil’de Nur’a bakarak,

“Ehhh napalım, ne çıkarsa bahtımıza, değil mi kız. Doğru vallahi, bu eve gelin geldik artık, babasıda, oğluda sıradan…”

diye cevap verdi. Hiç bakit kaybetmeden karım ve baldızımın gözlerini sıkıca bağlayıp karşılıklı iki koltuğa oturttuk. Sonrada sıraya geçip birer birer onar saniyelik test sürelerimizi kullanmak üzere kızların önündeki yerimizi almaya başladık. İlk sırayı John aldı ve Nil’in önüne yerleşti. Önündeki yarrağı iyice sertleşmiş bir halde Nil’in dudaklarına temas edecek kadar yakın bir yerde durup bekledi. Kızların ellerini kullanmaları yasak olduğu için 10 saniye boyunca erkeklik organlarımıza sadece dudakları ile dokunabilir ve ağızlarına alarak tanımaya çalışabilirlerdi.

(hikaye tamamen kurgusal, gerçekle bir alakası yoktur)

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*