Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

TENİNDEKİ İMZA ( BİR TECAVÜZ HİKAYESİDİR )

Sevgili Hikaye severler : Birazdan okuyacağınız hikaye bu platformdan tanıştığım ismini vermek istemeyen bir bayan arkadaşımızın hikayesidir.Okuyacağınız hikaye yaşanmış bir hikayedir.Bana anlatılanların üzerine hayal gücümü de ekleyerek yazmaya çalıştığım hikayeyi beğenmenizi ve okurken keyif almanızı umuyorum.

TENİNDEKİ İMZA ( BİR TECAVÜZ HİKAYESİDİR )

‘Uzak dur benden!’ dedi gür bir ses ile , yatağı aralarına koyarak. O yatağın bir tarafında duruyordu, Müjde diğer tarafında.’ Halil ‘ diye seslendi. ‘Halil seni dinlemek istemiyor. Seni sikmek istiyor ‘ dedi nefes nefese ‘ Uzak dur! yaklaşma bunu hak edecek ne yaptım ? ‘ diyebilmişti . ‘Bunu sorgulamak için ve bundan dolayı pişmanlık yaşamak için burada değiliz Müjde!!’ ‘Şunu bilmeni istiyorum seni içimden geldiği gibi sikmek istiyorum ve sen ne yaparsan yap buna engel olamayacaksın’ ‘Hatta birazdan buradan istediğimi almış olarak gideceğim’ ‘ Sen , belki de çok sevdiğin ve koruduğun bekaretinin kanlarıyla yalnız kalacaksın yatakta ‘ diyerek sağ tarafına doğru yanaşmıştı Halil. Müjde ayak çabukluğuyla yatağın diğer tarafına geçerken ‘ yapma ne olur ‘ dedi yalvarır bir ses tonu ile ve ezilerek. ‘Ben seni istemiyorum , Hatta hiç bir erkeği istemiyorum’ diye haykırdı Müjde. ‘ İstiyorsun , İsteyeceksin’ ‘ Ya seve seve yada sike sike benim olacaksın’ demişti Halil kararlı ve yüksek tondaki sesiyle. ‘ Sen , benim seni sikmemi isteyecek kadar cesur giyinip beni çıldırtırken bu günleri hesaplamamıştın! Öyle değil mi ? Pis fahişe ! ‘ diyerek Müjdenin kolundan tutabilmişti Halil . Nefes nefes kalmış ses tonuyla Müjde kurtulmanın hesaplarını yaparken Halil haykırmaya devam ediyordu. ‘Sen , benim seni neden sikmek istediğimi anlamayacak kadar budalasın ve küçüksün ve biliyor musun bu durum benim sikimi daha çok sertleştiriyor ‘ diye bağırırken. Müjde’nin gözleri gerekirse Halil’i öldürmek için kullanabileceği bir obje arıyordu etrafta. Nefes nefese kaldığı yetmemiş gibi Halil’in kolundan tutması ve kolunu sıkması acı veriyordu ama bunu düşünecek zamanı kalmamıştı Müjdenin. ‘ Yetti bu kadar nazlandığın ‘ diyerek Müjdeyi yatağa fırlatmıştı Halil o güçlü kollarıyla. Hiç vakit kaybetmeden Müjdenin üzerine yatmış dudaklarından öpmek için fırsat kolluyordu Halil . Müjde kurtulmanın imkansız olduğunu düşünse de karşı koyacak gücü kendinde bulamıyordu . Müjde çareyi bağırmakta bulmuş ve bağırmaya başlamıştı ama Halil sağ avuç içi ile Müjdenin ağzını kapatmasıyla sol yanağına hatırı sayılır bir tokat kondurmuştu. Sol yanağına yediği tokatla susması gerektiğini anlayan Müjde’nin gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı. ‘ Sikeceğim seni küçük sürtük , bu kadar cüretkar giyinip sikimi kaldırırken bunları hiç düşünmemiştin ………….. ‘ .

Uyandığında geceliği terden sırılsıklam olmuş , kalbi göğüs kafesini terk edecekmiş gibi hızlı atıyordu. Ellerini yumruk yapmış , tırnaklarını avuç içine geçiriyordu. Kirpikleri gibi yanakları da yaş içindeydi. Çenesini nasıl sıktıysa kemikleri ağrıyor ve dişleri sızlıyordu . ‘ Kabus ‘ , diye geçirdi içinden. ‘ Sadece bir kabus ‘ dedi gözlerini sırt üstü yattığı yatağından odanın tavanına sabitleyerek. Tavanda gözleri bir şeyler bulmaya çalışır gibi geziniyorken yataktan çıkmak için kalp atışlarının normale binmesini bekliyordu. Bu Müjdenin iyi haliydi. Bundan çok daha kötü hallerde uyandığı zamanlar olmuştu. Yaşadığı kabusun derecesine göre krize girmiş vaziyette uyandığı da olmuştu. Bazen iki günde bir , bazen haftada , bazen iki ile üç ayda bu tip kabuslar görüyordu Müjde. Zaman aralıkları değişse de değişmeyen bir şey vardı o da gördüğü kabuslar. Hep aynı lanet olası kabusu görüyor hep aynı lanet olası sahneler değişen sadece isimler oluyordu. Saat kaçtı ? Terden tüm vücudu ıslanmış ve üzerinden kamyon geçmişti adeta. Terden alnına yapışmış saçlarını geriye ittikten sonra yastığının altında duran telefonunu alıp saate bakmıştı. Saat sabah 07:10 u gösteriyordu ki alarm saatinden yaklaşık yarım saat önce uyanmak zorunda kalmıştı. Yataktan kalkması ile duşa yönelmesi bir olmuş sola dönerek koridordan banyoya doğru yürümeye başlamıştı. Evde kimse yoktu ama olsun banyoya girip kapıyı arkadan kilitleyip duşa kadar gidebilmişti çıplak ayaklarıyla. Banyoya girdiğinde kapıyı arkadan kilitlemek gördüğü kabusların bir sonucu olarak alışkanlık haline gelmişti. Banyo , tecavüze uğramak istediği en son yerdi. Bu korkuların verdiği endişe ile banyoyu kilitlediğinde kendini güvende hissediyordu. Suyu açıp ısısını ayarladıktan sonra elbiselerini çıkartıp fırlatıp vücudunu suyun altına bırakması bir olmuştu. Müjde yaşadığı kabusun etkisiyle kendini kirlenmiş görüyor ve duş yaparak hem vücudunu hem de kabusunu temizlemeye çalışıyordu. Avucuna döktüğü şampuanı terden sırılsıklam olmuş saçlarına ekleyip köpürtürken aklına geldikçe korkudan titrediği kabusundan kurtulmak ve temizlenmek için acele ediyordu. Şimdi sıra duş jeline gelmiş ve avuçlarına doldurduğu duş jelini lifte köpürtüp Halil’in dokunduğu yerler başta olmak üzere tüm vücudunu köpürtmeye başlamıştı. Müjde gördüğü kabusun son olmasını isterken göz yaşlarına hakim olamıyordu. Başına buyruk olması suç muydu ?. ‘ Benimde hayattan kendim için bir şeyler beklemeye , azda olsa külhanbeyi olmaya hakkım yok mu?’ derken banyonun fayansına yumruk atıyor ve alnını yapıştırdığı fayansın ıslaklığında alnı aşağı doğru kayıyordu. Yaşadığı kabusları cüretkar olmasına borçluydu ama bir o kadarda başına buyruktu. Müjde’nin yapısı buydu ve değişmiyordu .

Müjde , 23 yaşında 168 boyunda ve 48 kilo hoş bir üniversite öğrencisiydi .Mükemmel fiziğini teşhir etmeyi , bunu yaparken de çok cesur davranmayı iyi beceriyordu. Bulunduğu ortamlarda gözlerin hep üzerinde olmasını ister bunun için ne gerekiyorsa yapardı. Verdiği firikikler ile ve cüretkar giyim tarzıyla bu alışkanlıklarından vaz geçecek gibi de görünmüyordu. Okulunu bitirmesine ve mezun olmasına sayılı günler kalmıştı ki Müjde okulda da vücudunun tüm hatlarını sergilediğinden dolayı tanınan bir kişi haline gelmişti. Haftanın beş günü yaptığı gibi bu gün de okuluna gidecekti. Hatta duşta biraz daha oyalanırsa kahvaltı yapamayacağı gibi okuluna da geç kalacaktı. ‘ Beyaz mini eteğimi giyineceğim, altınna da beyaz tangamı hıh ‘ kendi duyacağı kadarki bir ses tonuyla kendi kendine söylenirken apar topar kurulanmış ve banyodan çıkarak sola dönüp yatak odasına kadar gelmişti. Dediği gibi beyaz tangasını karışmış çekmecesinden bulup kıçına geçirmesi bir oldu Beyaz mini eteği zaten ütülü olduğundan zaman kaybetmeden onu da giyinmişti. Yatağın başında duran telefonu alarak saatine baktı gözlerini devirerek .
Çekmeceden sütyenini ve atletini alıp giyinirken dolaptan üstüne ne giyeceğine karar vermeye çalışıyordu sol kaşı alnına doğru kalkmış halde. Kahvaltı zamanı çoktan geçmişti en azından okula geç kalmamak için acele ediyordu. En son aldığı beyaz üstünü de saçlarını toplayarak giyindikten sonra makyaj yapmak üzere aynanın karşısına hareketlenmişti. Gördüğü kabusu unutmuşçasına kırmızı renk kullanıyor ve kendine her zamanki gibi kışkırtıcı ve seksi bir görünüp kazandırıyordu. Sürdüğü ruju dudaklarına yaymak için dudaklarını bir birine öpüştürürken ‘ yeterince cüretkar oldum ‘ diye söylenmişti. Aynaya kalçasını dönerek arkadan nasıl göründüğüne bakıp ‘ oohhhş mükemmel ‘ diyerek göz ucuyla teyit ettikten sonra evden çıkmak üzere çantasını toparlamaya başlamıştı. Okuluna geç kalmamış vaktinde gidebilmişti ve her zamanki sırasına oturmuştu. Öğretmenin gelmesi sınıftaki sessizliğin işaretçisiydi. Müjde , 23 yaşındaydı ve okulunun bitmesine çok az kalmıştı. Son finaller başlayalı günler olmuş ve neredeyse bir kaç sınav sonra okulu bitecek ve çiçeği burnunda mühendis olacaktı. Ailesi Müjdenin bir an önce evlenmesi gerektiğini düşünse de Müjde ‘ işlerime ve planlarıma karışmayın ‘ diyerek kendisi ile alakalı planlarını ve baştan kestirip atmıştı. Bu saatten sonra Müjde istemediği sürece evlenmez onu da kimse evlendiremezdi. Hem evlendiği zaman çok severek ve zevk alarak yaptığı vücudunu sergileme işinden mahrum kalabilirdi. Müjdenin öncelikli hayali okulunu bitirip iş hayatına atılmaktı. 4 yıldır hayalini kurduğu işine kavuşmak için önünde bir kaç sınavı kalmış ve evlenmek gibi bir düşünce Müjde de hiç olmamıştı. Son sınavlar bitmiş ve Müjde sınavlardan beklediği iyi sonuçlarla okulundan mezun olacağını garanti etmişti. Yaşadığı sevinci ailesi başta olmak üzere tüm arkadaşları ile paylaşmayı ihmal etmemişti. ‘ ıslatırız hele sen bir Ankara’ya gel de ‘ demişti arkadaşı telefonda. Nihayet Müjde diplomayı almış ve mühendis olmuştu. Şansı yaver gitmiş ve Ankara’da onu bekleyen bir işi de olmuştu. Ankara’da özel bir şirkette proje danışmanı olarak işe başlayacak ve duruma göre yükselebilecekti. 168 santim boyunda beyaz tenli ve saçları omuzlarında , üzerindeki mini elbisesi ve ayaklarındaki siyah ayakkabılarıyla yeni mezun bir mühendis için fazla cüretkardı ama bu onun için daha başlangıç olacaktı

‘ Hayatım inşallah yakın zamanda da evliliğini kutlarız ‘ demişti Meltem. Söz verdikleri gibi Müjdenin diplomasını ıslatmak için Meltem ve birkaç arkadaşı Müjdeye sürpriz yapmış hep birlikte eğleniyorlardı. Müjde ‘ şimdilik dursun bakalım bir kenarda , öncelikle işe başlayalım bakalım hayat bize ne getirecek ne götürecek ‘ demişti cesur gözlerle. Müjde işine başlamış hem yaptığı işlerle hem de cüretkar tavırlarıyla beğeni toplamaya devam ediyordu. Şirkette evlisinden bekarına tüm her kesin gözü Müjde’deydi. Müjde her zaman olduğu gibi çok açık ve cesur giyinmeye özen gösteriyordu ama bir taraftan da hiç erkek arkadaşı yoktu. Hatta olması için bir çabası da yoktu. Bu kızın bir erkek arkadaşı var ama kimseye söylemiyor sürtük ‘ demişti Hande. Hande , Müjde ile aynı yerde çalışan sekreterdi. Şirkette uçandan kaçandan haberi olurdu ama Müjdeyle alakalı hiç bir kaçamağa rastlayamamıştı. Müjdenin hiç erkek arkadaşı yoktu ve olmasını da istemiyordu. Tabi Hande bu detayı bilmediği için çıldırıyordu. Müjde her gün üzerine giydiği kıyafetler ile şirkette çalışan bayanları da çıldırtmaya başlamıştı artık. Tam anlamıyla gösteriyor ama vermiyordu. Etrafından Müjdeye gelen tüm teklifler havada kalıyor ve karşılık bulmuyordu. Beyaz mini elbisesini yine giymiş ve yazıcıdan alacağı kağıdın yere düşmesi ile yere eğilen Müjdenin beyaz tangasını gören Mustafa ‘ senin artık sikilme vaktin geldi ‘ derken dişleri ile dudaklarını ısırıp adeta dudaklarına dişleri ile söz veriyordu. Mustafa , en az 2 kez yemeğe bir kaç kez de sinemaya gitmek için teklif götürmüş ama Müjde tereyağından kıl çeker gibi onu ortada bırakmış ve kabul etmemişti. Tüm çalışanların gözleri Müjdenin üzerindeydi ama Mustafa artık çoktaaan fırsat kollamaya başlamıştı. Her adımını takip ediyor her anını kayıt altına alıyor ve her fırsatı değerlendirmek için çaba sarf ediyordu. Müjdenin bu gelişmelerden haberi olmadığı gibi cesur davranışlarına her gün bir yenisini ekliyordu. Mustafa Müjdenin resmini çaktırmadan çekmiş ve çıktısını almıştı Çekmecesinde onlarca resmi vardı Müjdenin. Müjde hafta sonu aldığı yeni mini elbise ve göz dolduran göğüs dekoltesi ile işe geldiğinde Mustafa her zaman yaptığı gibi kendini şirket tuvaletine zor atıvermişti. Üzerine boşaldığı Müjdenin resmini aynanın önüne koyarak tuvalet kağıdı ile sikini silerken ‘ seni sikme vakti çoktaaaan geldi ‘ diyerek yemin ediyordu adeta.
Beklediği fırsatın iki gün sonra geleceğini bilmeyen Mustafa masasında unuttuğu telefonu almak için geç saatte şirkete gelmişti. Kapıyı açtığında lambaları açık unuttuklarını sansa da içerde Müjdeyi gördüğünde gözlerinin içi gülmüş ve ‘ şimdi siktim seni ‘ demişti kendi duyacağı ses tonuyla. ‘ Selam ne yapıyorsun bu saatte ‘ dedi gözlerini devirerek. ‘Yarın proje için sunumum var onu bitirmem gerekiyor onu hallediyordum’ dedi ürkek bir sesle.
‘ Sen neden geldin ‘ dedi gözlerini şişirerek meraklı gözlerle Müjde.’ Telefonumu unutmuşum , geç fark ettim onu almak için geldim ‘ diyerek masasına doğru yöneldi Mustafa. Telefonunu alıp arayan olup olmadığına bakarken ‘ yemek yedin mi ? Dışardan bir şeyler getirebilirim ‘ dedi cevabını merak ederek Müjdenin. Müjde ‘ teşekkür ederim yemeyeceğim , az bir işim kaldı bitirip gitmeyi planlıyorum daha fazla geç kalmayım ‘ dedi ayak ayak üstüne atarak. ‘ istersen yardım edebilirim daha kısa sürede biter ‘ derken aslında Müjdeye daha yakın olup onun göğüslerini görmeyi planlıyordu Mustafa.
‘ olabilir ‘ dedi Müjde başına geleceklerden habersiz. Mustafa Müjdenin masasına gidip yakınındaki masadan sandalyeyi sürükleyip götürürken içinden neler geçiriyordu neler ! Heyecanlanmış ve siki kalkmaya başlamıştı bile. Müjde acele işlerini bitirmeye çalışırken bilgisayarda yazılacak evrakların yazımını Mustafa üstlenmişti. Mustafa bitirmek üzereydi yazıyı ‘ kahve içer misin ‘ diyerek oturduğu koltuktan fırladı Müjde. Eteği aşağıya kaymış ve tangasının üstünün eteğinden çıktığını görebiliyordu Mustafa. ‘ çok iyi olur ‘ derken gözlerini kalçalarından ayıramıyordu Müjdenin. Müjde kahve hazırlamak için mutfağa girmişti ki Mustafa arkasından gidip sağ elini Müjdenin omuzuna atarak yüz hizasına kadar getirdiği dudaklarını Müjdenin dudaklarına yapıştırmak üzereydi . ‘ Ne yapıyorsun ‘ delirdin mi diyebilmişti Müjde. Kapı tarafındaki konumunu koruyan Mustafa kaçacak hiç bir yeri olmayan Müjdeye ‘ ben yeni delirmedim sen şirkete geldiğinden beri delirdim’ ama sen bunun farkında değilsin bu durum beni daha da çok delirtiyor. ‘ Müjde benim olmanı istiyorum , hatta senin ile evlenebiliriz de ama ben artık tuvalete gidip asılıp resimlerin üzerine boşalmak istemiyorum. Ben senin üzerine boşalmak istiyorum artık ‘ derken sağ eli söylediklerini onaylarcasına havadaydı. Duyduklarına inanamayan Müjde Mustafa’nın buna cesaret edemeyeceğini düşünerek ‘ Çekil karşımdan , yoksa seni pişman ederim. Ne seni istiyorum ne de senle evlenmek istiyorum. Hiç birini istemiyorum. Şimdi çekil yolumdan ve beni bırak ‘ diyebilmişti titreyen ses tonuyla. Beklediği fırsatı henüz yakalayan Mustafa gemileri çoktan yakmıştı. Müjdenin ona bu şekilde karşı koyması onu daha kararlı bir hale getiriyordu ve vazgeçmek gibi bir düşüncesi yoktu. ‘ Özür dilerim , zorla olacak değil! Aramızda bir şeyler yaşanacaksa bunu her ikimizde istiyor ve onaylıyor olmalıyız. Kabalık ettim tekrar özür dilerim. Hadi seni evine bırakayım ve kendimi bu şekilde affettireyim bari ‘ derken aslında kafasındaki çılgınca planlarının yeni bir başlangıcını oluşturuyor olduğundan Müjdenin haberi yoktu. Duyduğu cümlelerden sonra rahatlayan ve kalp atışları normale binen Müjde ‘ Tamam öyle yapalım seni ancak bu şekilde affedebilirim ‘ dedi sinsi gülücükler eşliğinde. Ofisteki tüm eşyalarını toparlayıp bitirdikleri projeyi de yanlarına alarak ofisten çıkmışlardı. Mustafa , ofisi kilitlemek üzere anahtarı yuvasına yerleştirirken Müjde çağırdığı asansörün gelmesini bekliyordu. Asansörün gelmesiyle binadan çıkıp otomobile kadar gelmişlerdi.

Mustafa şoför mahalline Müjde ise hemen yanındaki koltuğa oturmuştu. Müjdenin bacaklarının büyük bir kısmı açıktaydı ve harika görüyordu. Gerekli açıyı tutturup dikiz aynasından görebildiği kadarıyla Müjdenin göğüsleri de harika görüyordu. Kibarca evlerinin ne tarafta olduğunu öğrenen Mustafa otomobili hareket ettirerek yolculuğu başlatmıştı. ‘ Evine çok geç kalmıyorsan önce arabanın bagajında annemlere bırakmam gerekenleri bırakıp sonra seni bıraksam olur mu ? ‘ diye sordu ‘ olur ‘ cevabını duymak için nefesini tutarak aynı zamanda dua eder haliyle. ‘ Olur sorun değil. Zaten yeterince geç oldu. Yarın saat önce ya da yarım saat sonra çok önemli değil ‘ yarım saat sonra başına geleceklerden habersiz. Aldığı cevaba sevinerek gaza daha iştahlı basan Mustafa hızlı bir şekilde şehrin dışına doğru seyretmeye devam etti. Her geçen dakika şehirden uzaklaştıklarını fark eden Müjde içini kemiren soruları sormak istiyor ama bunun için en uygun zamanı bekliyordu. Annesinin evlerinin şehrin bu kadar dışında olmayacağını düşünürken ters giden bir şeylerin olmaması için dua etmeyi ihmal etmiyordu. Şehrin epeyce dışında ormanlık denilebilecek kadar ıssız ve ağaçlardan neredeyse 10 metre önlerini göremedikleri bir yoldan sağa dönerek stabilize yola giriş yaptıklarında ‘ Nereye gidiyoruz tam olarak ? ‘ dedi duyacağı cevabın kendisini rahatlatmasını umarak. ‘ Sana bir sürprizim var. Sürpriz yapacağım yere gidiyoruz ‘ dedi gözlerini stabilize yoldan ayırmadan. ‘ Ne sürprizi gecenin bu saatinde ?’ derken içindeki endişenin verdiği olumsuzluk ses tonuna yansımıştı Müjdenin. ‘ Sürprizler söylenmez. Çok az kaldı biraz daha sabırlı olursan zaten öğrenmiş olacaksın ‘ dedi gözlerini kısarak. Otomobilin içini mahşeri bir sessizlik kaplamıştı. ‘ İn arabadan ‘ dediğinde arabadaki sessizliğe son verirken arabayı stop etmişti. Üzerinde mini eteği , göğüs dekoltesi ve götündeki tangası ile arabadan inen Müjde ellerini çenesinde birleştirip kollarının içini göğüslerine yapıştırırken üşüdüğünü ve korktuğunu gösteriyordu. ‘ Neden geldik buraya dedi ‘ . ‘ Seni sikeceğim , hem de doyasıya sikeceğim. Sana söylediğim sürprizim buydu. Burası ıssız bir yer. Avazın çıkana kadar bağırabilirsin burada seni kimse duymaz. ( Seni bu gece burada sikeeeceeeğim diye bağırarak söylediğini ispat ettikten sonra kaldığı yerden devam ederek ) Ayağındaki topuklularla kaçmayı düşünmüyorsundur umarım. Kaçarsan seni yakaların yine sikerim hatta bu daha zevkli olacaktır.’

‘Bi bi bi dk’ dedi konuşmalarının bitmesini beklemeden lafı ağzına tıkarcasına. ‘ Sen ne saçmalıyorsun , Sen aklını mı kaçırdın. Beni hemen evime götürüyorsun ve bu saçmalığa bir son veriyorsun.’ dedi gözleri dışına çıkacakmış gibi iki eli yukarda olacak şekilde. ‘ Buranın horozu benim ben ne dersem o olur burada. Bana emir vermeyi bırak artık. Bu gece senin istediğin hiçbir şeyi yapmayacağım. Bu gece benim gecem ve benim istediğim gibi olacak ‘ dedi küstah bir gülme eşliğinde. Müjde ile aralarında sadece birkaç metre vardı.İki eli ile kalçalarından kavrayıp kucağına aldığı Müjdeyi arabanın kabutuna getirene kadar sırtına bir kaç yumruk yemişti bile. Müjde çaresiz Mustafa’nın sırtını yumrukluyor ve Mustafa’nın göğüslerinden kendini yiterek kurtulmaya çalışıyordu. iki elini Müjdenin avuç içlerine yapıştıran Mustafa Müjdeyi sırt üstü arabanın kabutuna yatırmıştı ama Müjdenin topuklarıyla Mustafa’nın baldırlarına vurmasını engelleyemiyordu. Müjde başını her iki tarafa sallarken ‘ ahlaksız , şerefsiz defol git. İstemiyorum seni. İstemiyorum hiçbir şey. Bırak beni şerefsiz adam bırak beni ‘ diye bağırırken ses tonunu yükseltmeyi ihmal etmiyordu. O saate şehrin kilometrelerce dışında ormanın ortasında Müjdenin çığlıklarını kimseler duyamazdı. Mustafa bunu bildiği için Müjdenin ağzını kapatma ihtiyacı hissetmiyor ve hatta Müjdenin bu şekilde çırpınmasını izlemek hoşuna gidiyordu. Müjde sürekli gördüğü kabuslardan birini gördüğünü düşünerek her an kabustan uyanacağı anı beklerken ne yazık ki bunun bir kabus olmadığını henüz bilmiyordu.

Görmüş olduğu kabuslar gibi terlemiş ve nefes nefese kalmıştı. Yaşadığı şeylerin bir kabus olmasını istiyor hatta dua ediyor ve uyanmak için can atıyordu. Mustafa çıkarttığı mini eteğini yere fırlatırken ‘ amına koyduğumun orosbusu nereye kadar bana karşı çıkacaksın ?’ birazdan külotunu da çıkartıp o güzel amını sikmeden önce yalayacağım ve doya doya o güzel amını ve götünü sikeceğim benim olacaksın ! Duydun mu benim olacaksın !’ derken kalçasına attığı tokatın sesi boşlukta yankılanarak Müjdenin kulaklarında patlamıştı. Müjde direnmekten yediği tokatın acısını hissetmiyor ve tüm gücüyle direnmeye devam ediyordu. Mustafa Müjdenin tişörtünü yukarı kadar sıyırmayı başarmıştı ama sütyenini çıkartamayacağını anlamış ve sütyenini aşağıya çekerek ortaya çıkan göğüslerini emmeye çalışırken ellerini yeniden Müjdenin avuç içlerine yapıştırmıştı. Müjde ellerini hareket ettirebilmek ve Mustafa’ya engel olmak için ellerini Mustafa’nın avuç içlerine doğru var gücüyle ittiriyordu. Aynı zamanda bacaklarını Mustafa’nın kalçalarına sararak onu tekmelemeye çalışıyordu. Mustafa Müjdenin henüz bakir göğüslerinin kokusunu içine çekiyor ve onları zevkle yalıyordu. Son bir hamle ile külotunu çıkartmak için sağ elini külotuna götürdüğünde Müjde sol eli ile Mustafa’nın saçlarını yolmaya çalışıyordu. Mustafa külotu tek hamlede çıkartmış Müjdenin çırpınışları da külotun çıkması için yardımcı bile olmuştu. Mustafa o bakire amında kokusunu ve tadını hissetmek ve yalamak istiyordu ancak Müjdenin diğer elini de bırakması halinde bu isteklerini yapamayacaktı. Nihayet Mustafa pantolonunu aşağı sıyırıp sikini ormanın temi havası ile buluşturup dışarı çıkartmayı başarmış ve ellerini yeniden Müjdenin avuç içlerine yapıştırarak hareket etmesini engelliyordu. Siki yeterince sertleşmiş ve Müjdeyi sikmek için hazırdı.’ Artık bana karşı koymayı bırak ve tadını çıkartmaya bak ‘ derken belini ileri geri hareket ettirerek Müjdenin o güzel amına girmek için deliği tutturmaya çalışıyordu. Müjde yaşadığı şeylerin bir kabus olduğunu ve birazdan biteceğini düşünüyordu gözlerinde yaşlar akarken. Gözleri ve kirpikleri nemlenmiş az sonra kaybedeceği bekareti için şahitlik yapacaklardı. ’ Aaahhhhh yavaş orosbu çocuğu pislik hayvan herif siktir git üzerimden ‘ diye bağırırken amından çıkarttığı sikinin ucundaki yaşlığın bekaret kanı olduğunu anlaması zor olmamıştı. Ara vermeden sikini Müjdenin amına dayamış ve çoktan içine girip pompalamaya başlamıştı. ’ Çık içimden hayvan , aşağılık yaratık seni mahvedeceğim’ naraları ormanda yankılanırken Mustafa hızlı bir şekilde pompalamaya devam ediyordu. Araba viteste olmasına rağmen ileri geri hareket ediyor ve arada sırada arabanın neresinden geldiğini bulamadıkları cızırtılı sesler geliyordu. ’ Sen bittin , kendini ölmüş bil ‘ tehditlerini gözlerinin içine bakarak amını pompalayan Mustafa kulak arkası ettiği gibi sikine de takmıyordu. Mustafa öyle hızlı pompalamaya başlamıştı ki arabadan gelen sesler artmıştı. Mustafa , Müjdenin amına vurdukça dizkapaklarına kadar inen pantolonun üzerindeki kemerin tokası arabanın panjuruna çarparak çıkarttığı ses ile Müjdenin amında patlayan taşaklardan çıkan sesle oluşturduğu ritmi Müjdenin çığlıkları bozuyordu. ‘ Şerefsiz , Irz düşmanı , Seni öldüreceğim , Bittin sen , Bunu bana nasıl yaparsın ? Ben bakire biriyim ahlaksız adam , bırak beni çabuk ‘ şeklinde bağırmaya ve isteklerini sıralamaya çalışıyorken Mustafa aylardır hayalini kurduğu dakikaların zevkini çıkartmakta kararlıydı. Gemileri çoktan yakmış ve olacakları çoktan kabul etmişti. Bekaret de sonrasında olacaklarda umurunda değildi. Aylardır hayalini kurduğu amı sikiyor olmanın mutluluğu vardı gözlerinde. Hiç bitmesini istemediği bu anın her saniyesini hatırlamak için tüm çakralarını açmış ve sikmeye devam ediyordu. Hayatında ilk defa birine bu şekilde zorla sahip olmuştu. İlk defa tattığı bu duygu adım adım onu orgazma götürürken kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya devam ediyordu. Hayvan gibi adeta böğüre böğüre boşalırken göz kapakları kapanmış ve başını yukarı kaldırarak yaşadığı zevki yıldızlarla bezenmiş tertemiz gökyüzüne haykırıyordu. Tüm spermini Müjdenin amına boşalmıştı Müjde’ nin akan gözyaşları eşliğinde. Sağ elinin baş ve işaret parmağı ile Müjde’nin çenesini iki yandan kavramış halde ‘ Cüretkar kıyafetlerinin ve baştan çıkartıcı tavırlarının bedelini az önce ödedin. Artık senin sikicin benim. Ben ne zaman istersem vereceksin. Vermezsen bu yaşadıklarını bir daha bir daha yaşatırım sana. Şimdi kalk giyin seni evine götüreceğim ‘ amından çıkarttığı kanlı siki ile Müjdenin göbeğini tokmaklayarak bitirdiği işin imzasını atıyordu adeta..

Bir hikayemizin daha sonuna geldik.Umarım keyifle okuduğunuz bir hikaye olmuştur.Yorumlarınızı ve beğenilerinizi paylaşmaktan çekinmeyiniz.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*